Pupils of the series Dubrovnik | Gidiyorum.com

Pupils of the series Dubrovnik

Game of Thrones’ün çekildiği yer olarak bildiğiniz Dubrovnik Hırvatistan’ın en sıcak şehirlerinden biridir. Yazı da kışı da aşırı sert geçmeyen ve her mevsim ziyaret edebileceğiniz şehrin eski adı Ragusa olarak bilinmektedir. Adriyatik Denizi’nin çevresine kurulmuş bir kale olan şehir Ortaçağ zamanlarında olduğunuzu düşüneceğiniz bir mimariye sahiptir. 1991 yılında şehrin bağımsızlığını kurmaya çalışması esnasında birçok eseri kullanılmaz hale gelse de günümüzde turizmin en çok meyvesini gördüğü noktalardan biridir. Hırvatların sıcak kanlılığı, insana ve eğlenmeye verdikleri önemle bir bütün haline geldiği zaman sahilde keyifli dakikaların sizi bekliyor olması çok yüksek ihtimal! Adriyatik İncisi Dubrovnik dağları, denizi, limanları ve birbirinden farklı binalarıyla gözlerinizi yerinden oynatacak!

Görülmesi Gereken Yerler

Old Town

Şehrin damarları nerede atıyor ve yerinde duramıyor diyorsanız, orası Old Town isimli kalenin içindeki alan. Konaklama deseniz var. Gezmek, yemek ve içmek deseniz var. Eğlence mi hiç tatmadığınız kadar var. Old Town şehrin Rönesans ve Barok mimarisinin bir arada görülebildiği yer olarak sizleri kendisine çekecek. Kiliseler, saraylar, çeşmeler, eski tarihi yapılar ve daha birçoğu için Dubrovnik gezinize Old Town’da bir iki gün geçirerek başlayabilirsiniz. Dar sokaklarında fotoğraf çektirip, Game Of Thrones setini gezip kalenin çevresini yukarıdan 50 Kuna karşılığında turlayabilirsiniz.

Stradun Caddesi

Old Town’un en meşhur caddesi olarak bildiğimiz cadde 300 metre uzunluğundaki bir tarihe ev sahipliği yapıyor. Cadde üzerinde her zevke ve her bütçeye uygun restoranlar, tarihi eczane, çeşme, sinema ve birçok hediyelik eşya butiği yer alıyor. Yılın belli dönemlerinde festivallere de ev sahibi yapan Stradun, aynı zamanda Dubrovnik’in modayı, sanatı ve nabzını tutan caddesi. Her bir ara sokakta kaybolacağınızın garantisini veriyoruz. Neden mi çünkü hepsi birbirinden dar ve labirent gibi. Fakat Dubrovnik’te kendinizi farenin labirentteki hali gibi hissetmenizin hiçbir sakıncası yok. Üstelik bu kayboluşun sonu muhteşem mekanlara çıkıyorsa ve tarihi dokulara çıkıyorsa!

Sponza Sarayı

Rönesans eseri olan saray Gotik mimariye ilgi duyanlar için ziyaret edilmesini önerdiğimiz yapılardan ilkidir. Dubrovnik için oldukça önemli bir yapı olan Sponza Sarayı, içinden daha dikkat çekicidir. İçerisindeki eserlere haksızlık edecek kadar güzel olan yapının diğer bir adı da Rector Sarayıdır. Saray olmadan önce banka ve gümrük olarak da hizmet vermiş olan bina 1667 yılındaki büyük depremde bile hiçbir şekilde hasar görmeyecek kadar sağlamlığını korumaktadır. Yazın bahçesinde biranızı içebileceğiniz kışın da konser ve tiyatro gibi etkinlikleri değerlendirebileceğiniz saray tam bir kültür dostluğu ile sizlere kucak açar.

Franciscan Manastırı ve Müzesi

14.yüzyıldan beri göz kamaştıran yapı Dubrovnik için bambaşka bir yere sahiptir. Barok mimariye örnek olan müzede dehlizlere, birbirinden farklı kiliseye ve kendine has bir müzeye ev sahipliği yapar. Manastırın içerisinde yer alan eczane ise rahiplerin kurduğu dünyanın ilk eczanesidir. Müze olarak hizmet vermeye başlayan Franciscana giriş 30 kunadır ve sabah 9 ile akşam 16 saatleri arasında hizmet vermektedir. 11. Yüzyıl ile 19. Yüzyıl arasında kaybolmak isteyenler için muhteşeme bir fırsat teşkil eder. Stradun Caddesi’nin denize yakı tarafında sağda yer alan müzede 1667 yılında çıkan yangın sonrasında Stradun Caddesi’nin oluşumuna ön ayak olmasıyla da kendisinden sıkça söz eder.

Lovrijenac Kalesi

11.yüzyılda büyük bir kayanın üzerine kurulmuş olan kalenin belki ismini şu an duyuyorsunuz ama kendisi Game of Thrones dizisinde sıkça gördüğünüz bir kale. Kaleye çıktığınız zaman tüm şehir ayaklarınızın altında oluyor ve uzaklara hani benim ejderhalarım diye haykırmak istiyorsunuz. 37 metre yüksekliğe sahip kalenin içerisinde giden herkesi umutlandıran bir yazı yer almakta ‘’ Özgürlük dünyanın hiçbir altınına satılmadı.’’ Kalenin altında sahilde mola verebileceğiniz gibi kalenin içerisinde de ufuk çizgisine göz kırpabilirsiniz.

Dubrovnik Teleferiği

Old Town’da yer alan bir iki giriş ve çıkış kapısı aracılığıyla ulaşabileceğiniz teleferik ile şehrin en tepesine çıkabiliyorsunuz. Teleferiğin size sağladığı göküzüne yakın olma hali tatmaya doyamayacağınız cinsten. Teleferik ile şehrin en tepesine çıkabiliyorsunuz fakat bunu eğer bir trekking sevdalısıysanız yürüyerek de ağaçlarla kaplı dik bir yolla da gerçekleştirebilirsiniz.

Dubrovnik Yeme İçme Rehberi

Hırvat mutfağının dillere destan olduğunu biliyorsunuz. Duvrovnik’i Hırvatistan’ın diğer şehirlerinden ayıran en önemli özelliği deniz ürünleri konusunda eksiksiz olması. Birbirinden leziz ahtapot, karides ve kalamar çeşidinin yanı sıra İtalyan mutfağına da yer veren bir şehirden bahsediyoruz. Yani aç kalmayacaksınız! Deniz ürünleri dışında meşhur Hırvat köftesi olan cevapiden de tadın ve tattırın.

Ulaşım ve Konaklama

Türkiye’den Dubrovnik’e direkt uçuş maalesef ki bulunmamaktadır. Bu sebeple Hırvatistan’ın başkenti olan Zagreb’e 2.5 saatlik bir uçuş gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Daha sonra da 7 saatlik bir otobüs yolculuğuyla veya aktarmalı bir uçuşla Dubrovnik günlerinizi başlatabilirsiniz. Konaklama için koşulsuz önerdiğimiz tek nokta Old Town’dur. Hem her yere yakınlığı hem de hayatın orada akmaya başlamasından dolayı Stradun Caddesi’ne yakın bir yerlerde geceliği 10 Euro’dan başlayan fiyatlarla konaklamanız şiddetle önerilir.