Portugal's Fairy Tale City Sintra | Gidiyorum.com

Portugal's Fairy Tale City Sintra

Boylu boyunca uzanan dağları, egzotik bahçeleri ve ormanların arasındaki renkli saraylarıyla Sintra adeta peri masalından fırlamış gibi duruyor. Unesco'nun Dünya Mirası listesinde yer alan Sintra kenti, ismini kendisini çevreleyen Sintra Dağlarından alıyor. Portekiz’in Lizbon bölgesinde yer alan şehir, Lizbon’a 40 dakika mesafededir. Ayrıca Sintra Avrupa'nın en batı noktası olarak bilinen Roca Burnu'nu da kapsamaktadır.

Sintra’da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bölgede yaşam ilk kez Paleolitik Çağda (eski taş çağında) başladığı belirlenmiş. İlk şehirleşme Roma İmparatorluğu döneminde başlamış, ardından Müslümanların egemenliğine geçmiş. Reconquista döneminde ise VI Alfonso tarafından fethedilerek Portekiz Krallığı’na bağlanmış. 1755 yılındaki Büyük Lizbon depreminden Sintra da büyük zarar görmüş ve 18. yüzyılda tüm yerleşim yerleri yeniden onarılmış.

Görülmesi Gereken Yerler

Sintra Ulusal Sarayı

Sintra'nın ünlü yapılarından olan Sintra Ulusal Sarayı, ikonik ikiz konik bacaları ve lüks iç dekorasyonuyla görülmesi gereken bir saray. Mağribi ve Manueline stillerinin karışımına sahip mimari yapısı göz dolduruyor. En göz alıcı odaları altın yüzlü 27 kuğu freskleri ile süslü sekizgen Kuğu Oda ile tavanı saksağanlarla süslü Magpie Odasıdır. 16. Yüzyıldan itibaren Portekiz Krallığı’nın yazlık sarayı olarak kullanılan yapıda İslami mozaik zeminler dikkat çekiyor.

Magribi Kalesi  / Castelo dos Mouros / Castle of the Moors

Deniz seviyesinden 412 m yüksekte yükselen bu puslu kale, kendisini çevreleyen ormanın üzerinde oldukça heybetli duruyor. Bulutlar sıyrıldığında, Sintra’yı ve Atlantik’i izleyebileceğiniz muhteşem bir nokta burası.

8. yüzyılda şehir Müslümanların elindeyken yapılan Mağribi kale surları dağ sırtlarına ve küçük yosun kaplı kayalara kadar uzanıyor. 12. Yüzyılda ise Hristiyanlar tarafından fethedilen şehri savunmak amacıyla kullanılmış. Yıllar boyunca içerisindeki şapelle birlikte boşaltılmış ancak 1755 büyük Lizbon depreminden büyük ölçüde zarar görmüş. 19. yüzyılda ise restore edilerek, arkeolojik kazılar yapılmış.

Regaleira Sarayı / Quinta da Regaleira

1697 yılında yapılan bu görkemli saray, 19. Yüzyıla kadar zengin tüccarların yaşadığı bir malikhane olarak kullanılmış. 1892 yılında Brezilyalı entomolog António Carvalho Monteiro tarafından satın alınmış ve  İtalyan mimar Luigi Manini'ye hayal ettiği şekilde yeniden yaptırmış ve günümüze kadar o haliyle gelmiş. Oymalı şömineler, freskler ve Venedik cam mozaikleri ile saray gotik ve manuelin akımlarının izlerini taşıyor. Dönem dönem başka aileler tarafından satın alınan saray 1998 yılında restore edilerek halka açık hale getirilmiş.

Sarayın bahçesinde Portekiz’in en ünlü sembollerinden biri olan “kuyu” bulunuyor. Kuyu ya da ters bir kule de diyebiliriz bu yapıya. Sarayın bahçesinde gizli geçitler ve mağaraların yanı sıra göller de bulunuyor. Sarayın girişinde dağıtılan harita yardımıyla bahçenin tamamını gezebilirsiniz.

Pena Sarayı / National Palace of Pena

Portekiz’de 19. yüzyıl romantizminin en büyük simgesi olarak görülen Pena Sarayı ismini öncesinde burada bulunan Leydi Pena’ya adanmış şapelden alıyor. 1493 yılında, Portekiz Kralı I. Manuel tarafından bu şapel genişletilerek bir manastıra dönüştürülmüş ve uzun yıllar manastır olarak kullanılmış. Sintra’nın en yüksek tepesinde yer alan manastırın üzerine 18. yüzyılda yıldırım düşmüş ve sonrasında 1755 yılında yaşanan büyük Lizbon depremi yüzünden manastır kullanılamaz hale gelmiş. 1847 yılında, Portekiz Kralı II. Ferdinand manastırın kalıntılarının olduğu yere yazlık bir saray yaptırmak istemiş ve amatör Alman bir mimar ile anlaşmış. Ferdinand’ın da yönlendirmeleriyle renkli, romantizmin ve İslami öğelerin izlerini taşıyan bu saray çıkmış ortaya. Yıllar geçtikçe cephesi tamamen griye dönmüş ancak 20. Yüzyılın sonlarına doğru orijinal renklerine tekrar boyanarak restore edilmiş. Bu sayede oldukça fazla turist çeken bir cazibe merkezi haline gelmiş.

Capuchos Manastırı / Convento dos Capuchos

Ormanda gizlenmiş olan bu büyüleyici hobbit-hole benzeri manastır, 1560'da buraya yerleşen 8 keşiş tarafından kurulmuş. 1 metrelik kapıları olan ve eğilerek girilebilen yapılar dış dünyadan uzakta, basit bir yaşam sürmek için kurulmuş. Küçük mağara tarzı yapıların dışı mantarlarla kaplı olduğu için Cork Manastırı denilmiş.  Burayı ziyaret ettiğinizde kendinizi Alice Harikalar Diyarı’nda gibi hissedebilirsiniz.

Buraya taksiyle ya da bisiklet kiralayarak gidebilirsiniz - manastır, ormanlık bir yol boyunca Sintra'ya 7km uzaklıktadır.

Pena Parkı / Parque da Pena 

Pena Sarayı’nın hemen üstünde yer alan bu romantik bahçeler; tropik bitkiler, büyük kırmızı ağaçlar, eğreltiotları, kamelyalar ve göllerle doludur. Burayı ziyaret ettiğinizde parkın içinde at üzerinde gezintiye çıkabilir, 5 € karşılığında rehberli turlarla hem sarayı hem de parkı gezebilirsiniz.

Monserrate Sarayı  / Palacio ve Parse de Monserrate

18. yüzyılda İngiliz milyoneri Sir Francis Cook tarafından yaptırılan saray Sintra’ya 3,5 km uzaklıkta bulunuyor. Mağribi, Gotik ve Hint mimarisinin izlerini taşıyan yazlık yapının 30 hektarlık yemyeşil bir bahçesi bulunuyor. Sarayın bu büyük bahçesine dünyanın dört bir yanından nadir bitki türleri getirilip dikilmiş. Bu bitki türlerinin arasında Çin ağlayan ağaçları, ejder ağaçları, Himalaya orman gülleri de bulunuyor.  

 

Anjos Teixeira Müzesi

Eski bir su değirmeni üzerinde yer alan bu küçük müzede, Portekiz'in en büyük heykeltıraşlarından olan Anjos Teixeira ve oğlu Pedro Anjos Teixeira'nın eserleri sergileniyor. Pedro Anjos Teixeira'nın yaşadığı ve ders verdiği ev baba oğulun eserleri birleştirilerek bir ev müzesine dönüştürülmüş. Eserlerde doğanın izleri, realizm ve neo-realizm akımlarının etkileri görülüyor. Müze Sintra'nın merkezinde yer alıyor.

Sintra yeme içme rehberi

Sintra, Akdeniz lezzetlerine çok fazla para ödemeden doyabileceğiniz bir şehir. Kestane çorbası, kestane güveci, ördek magreti gibi marjinal lezzetler için INcomum, pilavlı ördek arroz de pato için Tulhas, yerel Portekiz yemekleri için tren istasyonu civarındaki Dom Pipas, güzel bir şarap eşliğinde biftek yemek için ise Tacho Real önerebileceğimiz restoranlardan.

Ulaşım ve Konaklama

Lizbon’a Türkiye’den direkt uçuş bulunuyor. Sintra’ya ulaşımın en kolay yolu, Lizbon’un merkezindeki Rossio Tren İstasyonundan kalkan trenlere binmek. Trenler her 20 ya da 30 dakikada bir kalkıyorlar ve gidiş-dönüş fiyatı 4.10 Euro. Biletler istasyondaki makinalardan ya da gişeden alınabiliyor.

En ucuz Sintra biletleri için gidiyorum.com'u ziyaret edebilir ve en uygun Lizbon uçak biletini satın alabilirsiniz.

Sintra’da konaklama seçeneklerini seyahatinizden önce değerlendirerek erken rezervasyon şansını yakalayabilirsiniz. gidiyorum.com seçtiğiniz lokasyonda, bütçenize uygun aralıkta seçeceğiniz otellerin tüm fırsatlarını karşılaştırmanızı sağlar.