Amsterdam: The City That Lightened by Neon Lights | Gidiyorum.com

Amsterdam: The City That Lightened by Neon Lights

Hollanda’nın başkenti olan şehir hem kültürel hem de ekonomik yönden de ülkenin en önemli kentidir. İsmini üzerine kurulduğu Amstel Irmağı’ndan alır. 17. yüzyıl mimari dokusunu koruyan kentteki yapılar ev, kamu veya özel iş yeri olarak kullanılmaktadır. Bataklık bölgelerin denetimi için yapılan kanallar ulaşım için de kullanılıyor.

Dünyanın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Amsterdam’da çoğu cadde araç trafiğine kapalıdır. Ulaşım için tramvay, metro ve bisiklet daha fazla tercih ediliyor.

Görülmesi Gereken Yerler

Dam Meydanı

17. yüzyıla kadar balık pazarı olarak kullanılan alan borsa ve belediye binasının sayesinde şehrin merkezi haline gelmiş. Bugün de yerli halk ve turistlerin yoğun olarak ilgi gösterdiği meydan, etrafındaki yapılar sebebiyle de merkez konumundadır.

Koninklijk Paleis

80 yıl savaşlarının ardından, kazanılan zafer anısına yapılmıştır. 1808’de Kral Louis Bonaparte bu yapıyı kraliyet sarayına dönüştürmüş. Kraliyet ailesi bugün burda yaşamasa da hala resmi törenler için kullandıkları bir saray halinde. Şehrin simgesi bu yapının içindeki mobilyalar ve diğer eşyalar da Bonaparte zamanından kalmadır. Roma mimarisi tarzındaki yapı zaman zaman Dünyanın 8. Harikası olarak da anılmıştır.

Nieuwe Kerk

Kraliyet Sarayının yanında bulunan kilise, Amsterdam’ın ikinci cemaat kilisesidir. İlk kilisenin ihtiyaca cevap verememesinden ötürü 14. yüzyılda yeni bir kilisenin inşasına gerek duyulmuş. Meryem Ana ve Azize Caterina’ya adanan yapı Yeni Kilise adıyla bilinmektedir. 1814’ten itibaren taç giyme törenlerine ev sahipliği yapan kilisede çeşitli sergiler de düzenleniyor. Yapıdaki mezar, oyma vaiz kürsüsü ve kilise orgu mutlaka görülmesi gereken bölümlerden.

Ulusal Anıt

Dam’da bulunan bir diğer tarihi yapı olan anıt, II. Dünya Savaşı’nda ölen Hollandalılar için yapılmıştır. Meydanın tam ortasında bulunan 22 metrelik beyaz bir dikilitaştır.

Madame Tassauds

Dünyaca ünlü balmumu heykel müzesinin Hollanda şubesi de Dam Meydanı’nda yer alıyor. Ünlü simaların heykelleri ve çeşitli gösterim teknikleriyle Madame Tassauds da Amsterdam’da görülmesi gereken yerlerden.

Qude Kerk

İlk inşası 13. yüzyıla kadar uzanan yapının bugüne gelen mimarisi 14. yüzyıldan kalmadır. Şehrin en önemli cemaat kilisesi konumundaki yapı Gotik mimarinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Ayrıca şehrin en eski ve en büyük kilisesidir. İkonaklazma sonrası hazineleri tahrip edilmiş olsa da vitrayları ve süslemeleri bugün hala güzelliğini koruyor. Büyük orgu, vitrayları, tavanındaki duvar, resimleri, Eski Sakritsinin Kapısı, kule külahı, sütunlar ve merhamet sandalyeleri kilisede görmeniz gereken en önemli bölümler.

Begijnhof

Aslında aynı amaçla inşa edilmiş birden fazla yapıya ev sahipliği yapan avlunun adıdır. Manastırda yemin etmeden rahibe hayatı yaşamayı seçen Katolik Kardeşler Birliği Begijntjes için ibadethane ve yaşam alanı olarak yapılmıştır. Kardeşler, barınmalarının karşılığında hasta bakımı ve yoksulların eğitimi gibi hizmetler vermişler. 34 numarada yer alan Het Houten Huis adlı ev, şehrin en eski evidir ve bu yapılar kompleksinden bugün hala ayakta kalabilen önemli bir örnektir. Başrahibenin evi, şapel, Engelse Kerk avludaki diğer tarihi yapılardır. Günümüzde bölgede rahibeler yaşamıyor, birliğin en son üyesi 1971’de öldükten sonra buradaki yapılar öğrencilere ve yaşlılara kiralanıyor.

Van Gogh Museum

De Stijl üslubunda 1973’te inşa edilen müze binası, dünyadaki en önemli Van Gogh koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. 200’den fazla resim, 500’den fazla çizim ve kardeşi Theo ile mektuplarının sergilendiği müze 4 kattan oluşuyor. Eserleri ilk kattan başlayarak, sanatçının dönemlerine göre düzenlenen müzede hediyelik eşya kısmı da mevcut. Kendi Portresi, Arles’teki Yatak Odası ve Patates Yiyenler gibi önemli eserleri bu müzede görebilirsiniz.

Rijksmuseum

Kral Louis Napoleon tarafından 1808 yılında kurulan müze, Ortaçağ’dan itibaren birçok dönem eserine ev sahipliği yapıyor. Günümüzde müze sahip olduğu 8 binden fazla eserle dünyanın en büyük Flemenk resim koleksiyonunu barındırıyor. 17. yüzyıl Hollanda resminin en kapsamlı koleksiyonlarını içermektedir. Müzede ayrıca Hollanda sanatının 20. yüzyıl öncesindeki tüm dönemlere ait olağanüstü bir resim koleksiyonu da bulunmaktadır. Ana bina, bahçe, atriyum, mozaik zemin, asya pavyonu, özel koleksiyon, altın çağ ve modern sanat bölümlerinden oluşmaktadır.

Red Light District

Amsterdam’ın ve hatta Avrupa’nın en çok bilinen bölgesi, gece hayatıyla meşhur. Birçok seks shop, randevu evi, gay bar, özel sinema, tiyatro ve çeşitli türlerde müzeler bulunmaktadır. Kırmızı neonlar altında müşterilerini bekleyen hayat kadınlarını görebilirsiniz. Ancak fotoğraf veya video çekmek kesinlikle yasak. Bölge gece ve gündüz sürekli polis korumasında. Kırmızı Fener Mahallesi’nde uyuşturucu satışı da oldukça fazla. Bunlarla ilgisi olmayan herkesin gündüz turistik amaçla gezebildiği Kırmızı Fener Mahallesi, Amsterdam’da mutlaka görmeniz gereken yerlerden.

Anne Frank Huis

II. Dünya Savaşı’nda Nazilerden kaçan Anne Frank ve ailesinin 2 yıl kadar saklandığı ev müzeye dönüştürülmüş. Bina 1635’te yapılmıştır, 1942 yılında Amsterdam’daki Yahudileri toplayan Almanlardan kaçan Frank ve Van Pels aileleri, 25 ay boyunca buradaki gizli bir dairede saklanmışlardır. 1929 doğumlu olan Anne Frank da, 1942 – 1944 yılları arasında burada saklanmıştır ve bu süre zarfında yaşadıkları ile ilgili olarak günlük tutmuştur. İki yılın sonunda ihbar edilerek yakalanan ve toplama kamplarına gönderilen aile fertlerinden yalnızca Otto Frank hayatta kalabilmiş. Anne Frank’in babası Otto, Auschwitz’den döndükten sonra ona teslim edilen günlükler yayınlanmış ve dünyada büyük bir yankı koparmıştır. Günlüklerin yayınlanmasının ardından kurulan vakıf, bu evi 1947’de müzeye dönüştürmüş ve ziyarete açmıştır.

Rembrandtplein

19. yüzyıla kadar burada kurulan pazar sebebiyle Botermarkt olarak adlandırılan meydan, 1876’da Rembrandt heykelinin yerleştirilmesinden sonra Rembrandtplein adını almış. Meydanın etrafında, gece neonlarla aydınlatılan bar ve kafeler oldukça ilgi gösterilen mekanlardan. Özellikle Schiller ve De Kroon halen 20. yüzyılın başında oldukları kadar popüler.

Bu yerler haricinde Amsterdam’da kanal turuna katılabilirsiniz. Çiçek Pazarı’ndan ünlü Hollanda lalerinden satın alabilirsiniz. Şehrin merkezindeki Vondelpark’ta yürüyüş yapıp dinlenebilirsiniz. Heineken Experience, bira fabrikasının taşınmasının ardından genel merkezi olarak kullanılmış ve bugün sanal gerçeklik turlarıyla tanıtımların ve bazen de sergilerin düzenlendiği çok amaçlı bir yer olarak kullanılıyor. Müzede yer alan tadım barı, mini bira fabrikası ve şahane yük beygirlerinin görülebileceği ahır gezisi Heineken Experience’in en dikkat çekici noktalarından birkaçıdır. Üstelik turun sonunda ücretsiz bira ikram ediliyor.

Amsterdam’da Yemek

Geniş bir mutfak kültürüne sahip olmayan Amsterdam’ın geleneksel yemekleri genellikle et, lahana ve patates çeşitleri üçgeninde şekilleniyor. Erwtensoep bezelye ve birkaç sebze çeşidinin daha kullanıldığı yoğun kıvamlı, geleneksel bir Hollanda çorbasıdır. İçinde sosis de bulunur. Pompoensoep ise balkabağından yapılan çorbadır. Stamppot patates püresi ve lahananın karıştırılmasıyla yapılan başka bir geleneksel Hollanda yemeğidir. Çoğu yemek gibi sosis eklenerek servis edilir. Oliebollen, Poffertjes, Bitterballen ve Patat ise Amsterdam’ın ünlü sokak lezzetlerinden.

Ulaşım ve Konaklama

Amsterdam’a direkt veya aktarmalı olarak seyahat etmeniz mümkün. Seyahat planlamanızda bütçenize uygun uçuşların listesine gidiyorum.com üzerinden ulaşabilirsiniz. “tüm uçuşların” arasından “ekonomik uçak bileti”ni gidiyorum.com'dan temin edebilirsiniz.

Amsterdam’da konaklama yapmayı düşündüğünüz otellerin erken rezervasyon, ücretsiz iptal gibi fırsatlarına gidiyorum.com'dan yapacağınız aramalarla ulaşabilirsiniz!