Portugal's Grand Chancellor: Lisbon | Gidiyorum.com

Portugal's Grand Chancellor: Lisbon

Portekiz’in başkenti olan Lizbon, Atlantik Okyanusu kıyılarında yer alan, denizden 10 kilometre kadar geride olan Lizbon şehri tam bir liman şehridir. Dünyanın korunan ilk limanları arasında yer alan bu doğal limanın önemi geçmişten bu yana önemini hala yitirmemiştir. 1900 yılından beri Avrupa ile Amerika arasındaki tüm deniz seferleri bu liman üzerinden yapılmıştır. Güneyinde bulunan 14 kmlik bir genişlik boyunca yer alan Tajo nehri vardır. Yaklaşık 2.7 milyon nüfusa sahip olan Lizbon, Avrupa’nın en renkli başkentlerinden biridir. Neoolitik Çağdan başlayan Lizbon tarihi günümüze kadar bir çok uygarlığın ev sahipliği yapmasından dolayı mimarı ve kültürel açıdan doyurucu bir şehir haline gelmiştir. Bu özelliği ile Batı Avrupa’nın en eski şehirlerinden biridir. Bu denli çok tarihi içerisinde barındıran kültür kaynağı Lizbon’da gezilebilecek ve bilgi edinebilecek bir çok tarihi ve turistlik alan bulunmaktadır. Aziz George Kalesi, Alfama, Ulusal Antik Sanat Müzesi, Calouste Gulbenkian Müzesi,Sao Pedro de Alcantara, Jeronimos Manastırı bunlardan sadece bir kaçı olmakla beraber gezip görebileceğiniz bir çok noktasıyla başınızı döndürecek Lizbon maceramıza hazırsanız başlayalım.

Görülmesi Gereken Yerler

Aziz George Kalesi

Lizbon’u Lizbon yapan bölgelerden biri olarak yerel bir öneme sahip olan Aziz George Kalesi taş tuğlalardan yapılmış yüksek duvarlara sahip olmasından dolayı günümüze kadar sapasağlam kalmıştır. Aziz George Kalesi savaşın izlerini taşımasının verdiği gizemle yerli ve yabancı turistler tarafından Lizbon’da en çok ilgi gören mimari yapılarından biri. Şehrin armasını temsil eden beş küçük kalkandan oluşan beyaz bir arma ile kendini belli eden Aziz George Kalesi görülmeye değer güzellikler arasındadır. Lizbon şehrinin en tepesinde bulunan kale Portekiz halkı tarafından dönüm noktası olarak kabul edilir. 6000 metrelik bir alanı kaplayan bu görkemli kaleyi görmeden geçmeyin.

Alfama

Rengarenk binalar ve birbirinden farklı ara sokaklarıyla sizleri büyüleyecek Alfama Bölgesi Lizbon şehrinde görmeniz gereken bir diğer nokta. Şehrin en eski bölgesi olarak bilinen Alfama, Sao Jorge Kalesi ile Tajo nehri arasındaki kalan bölge olarak bilinmekte. Alfama adı ise Arapça’dan geliyor ve hamam demek. Fotoğraf makinanızı elinize alıp dar sokakları, çinili evleri ve halkın astığı çamaşır iplerindeki çamaşırların fotoğraflarını çeke çeke sokaklarda kaybolmaya doyamayacağınız Alfama Bölgesi Lizbon’un en eski mahallesi. Dar sokakların arasından geçen sarı bir tramvayla Alfama bölgesini turlayabilir, balkonlarda sizleri gülücüklerle karşılayan halkla bütünleşebilirsiniz.

Ulusal Antik Sanat Müzesi

Lizbon Chiado adı ile geçen bölgede bulunan Avrupa’nın en önemli müzeleri arasında ilk sıralarda yer alan Antik Sanat Müzesi 14. Yüzyıldan 20. Yüzyıla kadar yapılmış olan tüm sanat eserlerini görebileceğiniz bir müze olma özelliğinde. Ayrıca Portekiz Kraliyet Ailesi’ne ait olan koleksiyonları da içerisinde barındıran Antik Sanat Müzesi Portekiz tarihinde yapılmış en önemli yağlı boya tablolarının da sergilendiği bir müzedir. Müzede 16.yüzyılda Portekizli kaşiflerin Japonya’ya ayak bastıklarını anlatan eserleri de görebilirsiniz. Çarşamba ve pazar günleri arasında saat 10 ile 18 arası açık olan müze, salı günleri de 14-18 arası ziyaretçilere açıktır. Ulaşım için 25 numaralı tramvay hattını kullanabilirsiniz.

Calouste Gulbenkian Müzesi

Berna Bulvarı üzerinde bulunan Gulbenkian Müzesi 20.yüzyılda yaşamış olan ve o zamanın yaşayan en zengini olarak bilinen Calouste Gulbenkian’ın anısına açılmış bir müze olma özelliğindedir. 1869 yılında Osmanlı İmparatorluğun’da doğan ve Orta Doğu’daki petrol zenginlerinden biri haline gelen Calouste hayatının son zamanlarını Portekiz’de geçirdiği için Portekiz halkı için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Müzede 2 kısım vardır. Birinci bölümde yer alan Gulbenkian’ın dünyanın her noktasından topladığı sanat eserlerinden oluşan kişisel koleksiyonuna ulaşılabilirken, ikinci bölüm de ise kendisinin modern sanat eserlerini görebilirsiniz. Portekiz’in sanat eserlerine verdiği değerin önemini dünyaya göstermek istemesinden dolayı Gulbenkian öldüğü an müze ziyaretçilere açılmıştır. 3000 den fazla sanat eserine ev sahipliği yapan Gulbenkian Müzesi’ni salı günleri hariç her gün saat 10 ile 18 arasında ziyaret edebilirsiniz.

Sao Pedro de Alcantara

Rossio olarak bilinen meydana yakın bir bölgede yer alan Sao Pedro De Alcantara seyir terası anlamına gelmekte. Şehrin görkemli manzarasını gözlerinizin önüne seren bölgeye yürüyebilir, belli noktalarda durup manzaranın tadına varabilirsiniz. Bölgede hemen hemen her noktada bulunan dürbünlerle şehri daha yakından izleyebilir ve gün batımından sonra sokaklara çıkan sokak sanatçılarını dinleyerek keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Sokaklarda tezgahlarda satılan Sangrialardan almayı unutmayın!

Jerónimos Manastırı

1501 yılında inşasına başlanmış olan manastır dünya üzerinde inşası en uzun sürede biten manastır olarak bilinmektedir. İnşasının bitmesi tam bir yüzyılı bulan Jeronimos Manastırı bu sebeple şehrin sahiplendiği ve ilgi gösterdiği önemli noktalardan biridir. Dönemin Portekiz Kralı olan Manuel’in Afrika ve Orta Doğu bölgesinden kazandığı kazancın %5’ini manastırın yapımı için harcadığı bilinmektedir. 1983 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne giren manastırın dünyaca bilinmesi 2007 yılında Lizbon anlaşmasına ev sahipliği yapmasıdır. Ayrıca Vasco de Gama’nin mezarına da ev sahipliği yapan Jeronimos Manastırı’nın bir bölümü de Denizcilik Müzesi’ne ve Arkeoloji Müzesi’ne aittir. Ziyaret saatleri değişkenlik göstermekle beraber kombine bilet ile manastırın ve müzenin tüm bölümlerini uygun bir fiyata gezebilirsiniz.

Lizbon Yeme İçme Rehberi

Portekiz mutfağı pirinç ve patatese dayalı bir mutfaktır. Fakat bunun yanında Portekiz’de eğer eksiksiz bir yemek yemek istiyorsanız bunun için güveç, ızgara et ve balık yemelisiniz. Barbeküde yapılan sardalya Portekizliler için vazgeçilmezler arasında yer alır. Tuzlanıp kurutulmuş marina balığı Bacalhau, muhallebili turta Pastel de Nata, yumurtalı kremalı kızartılarak halka şeklinde yapılan Bola de Berlim Lizbon’da tatmanızı önerdiğimiz diğer lezzetler arasında. İçecek olarak zencefilli bira ve yeşil limonun olarak servis edilen Mule cin ve Portekiz kahvesi Galao’dan içmeden geçmeyin.

Ulaşım ve Konaklama

THY kullanarak İstanbul’dan Lizbon’a yaklaşık 5 saatlik bir yolculukla aktarmasız bir şekilde gidebilirsiniz. Turistlerin ilgisini çeken başkentte otel, hostel seçenekleri ile geceliği 20-200 Euro ödeyerek bütçenize uygun konaklama noktalarına ulaşabilirsiniz.